Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.04.2013

Pretty Little Liars

Bugün işteyim ama işim gücüm yok ben de size izlediğim diziyi anlatayım istedim. Aslında dizi anlatmayı izlemeyenler için bir şey ifade etmeyeceğinden sevmiyorum ama günde 2 bölüm izlemezse ölecek hastalığına yakalandığıma göre anlatmam gerektiğine karar verdim.


Bu dizi 30’larında liseye giden 4 kız hakkında. Yani dizide 16 yaşlarındalar ama gerçekte yaşları 25-27 aralığında. Kıyafetler ona keza. Yan yana gelsek birlikte şirket toplantısına girsek hoş geldiniz Müdüre Hanım derler yani öyle bir kartlık. Her neyse…

Her şey bir cinayetle başlıyor. Dizinin başrollerindeki 4 kızı toplayıp, kendi arkadaş grubunu oluşturan Alison; aslında psikopatın önde gideni, şantajlar, tehditler, milletin sırlarını öğrenip bunları kullanmalar, ohooo biri bin para, işte bu kız ölüyor dizinin başında. Ölüyor ama öldüğüyle kalmıyor, kızlara bir de sapık bırakıyor. Kızlar bu Alison öldükten bir süre sonra sonu “…-A-“ ile biten mesajlar alıyor. Bu mesajı atan kim veya kimlerse, bu kızların hatta bu kızlar dışındaki pek çok kişinin epey bir sırrını biliyor ve sürekli bunları koz olarak kullanıp kızlara ve hatta kasabadaki diğer kişilere abuk sabuk şeyler yaptırıyor. Çoğunlukla iş hayati tehlike boyutlarına dahi geliyor.

Dizide kıyafetler ve kızlar güzel, biraz da gizem unsuru olduğundan ilk 10 bölümü soluksuz izledim ama 2. Sezonda ve şu an izlediğim 3. Sezonda yer yer sıkıldığım baydığım, “yine mi aynı şey” dediğim çok oldu. Genelde eleştiriler de beni destekler nitelikte. Tabi konunun ilerlemesi için inanılmaz mantık hataları ve kızların inanılmaz tedbirsiz gerizekalılıklar yapmaları bolca var. Ama her şeyi uygun yapsalar şu anda dizi 5. Sezon anlaşmasını kapmazdı. Evet, bu sırrı öğrenmek için önümüzde gereksiz yere uzatılmış 2 sezon var.


Şimdi gelelim dizinin karakterlerine…

Spencer






Bu kız dizinin en akıllısı. Hayır, genel kültür ve eğitim açısından akıllı ama pratikte de akıllı. Yeri geldiğinde ablasından, erkek arkadaşından, babasından, manavdaki teyzeden bile şüpheleniyor. Öyle aa o benim şuyum, aaa bu böyle demek yok. Tam bir şüpheci… Mesajları kim atıyor, pis şeyleri kimler planlıyor bunu öğrenmek için her yolu deniyor. Bir yandan da derslerinde başarılı olmaya çalışıyor. Hani Amerika filmi klişesi “kızım Harvard’da hukuk okumalı” baskısı ailecek bunun üzerinde de var. Bölüm ve okulu uydursam da başarı baskısı bolca var yani.
Kıyafetleri genel olarak bizim Tansu Çiller ile sıradan liseli kız arasında gidip geliyor. Esasında inanılmaz güzel bir vücut yapısı ve çok karakteristik yüz hatları var. O nedenle bazen basit ama şık bir kıyafet giydiğinde ben bile “Vaay olmuş bu” diyorum. Ses tonu ve mimikleri de çok doğal. Sevgilisiyle yakışmıyorlar ama, bence tabi.

Hannah





Bu kız aslında moda düşkünü ve yüzeysel olarak tasarlanmış bir karakter ama bence içlerinde en düşünceli ve empati dehası bu kızda var. Modadan, giyinmekten anlıyor; bazı gerçekleri pat pat söylüyor diye bu zavallımı “aptal sarışın kız” lanse etmişler. İlerde değineceğim bazı karakterler bence bunun tırnağı olmayıp eline de su dökemezler.
Hanna dizinin en güzel giyinen kızı. Hatta direk en güzeli de bence. Hafif bir tombulluğu olsa da ben ne giyse yakıştırıyorum. Gerçi bazen iri bazen gayet fit duruyor ben de anlamıyorum ama vücut yapısı demek gerçekten böyle ki karakteri öncesinde şişman bir kız olarak oluşturulmuş. Hanna, Alison öldüğünde zayıflıyor, güzelleşiyor ve popülerlik olarak onun yerini alıyor. Ama aslında bir yer alma olayı değil, sadece güzelleşiyor o kadar. Entrika falan çevirebildiği yok yani. Bu kızın özel hayatı bence en iyi olan. Başına gelmeyen her ne kadar kalmasa da sevgilisiyle bunu pek bir yakıştırıyorum. “Ay Allah tamamını erdirsin kızzzz!!” diyeceğim geliyor. Çok tatlı ve özverili…

Emily






Dizinin bu ilk iki kızdan sonraki son iki kızını sevmiyorum. Emily, oldukça güzel, hafif melezimsi, yüzücü bir kız olarak dizide arz-ı endam ediyor. Kıyafetleri tarzı gayet gösterişsiz, rahat ve spor. Ama o sporcu güçlülüğü, kararlılığını maalesef ki barındırmıyor. Emily’nin lezbiyen olması onun tek enteresan yönü diyebiliriz. Gerçi bunu kendine ve ailesine kabul ettirmede oldukça başarılıydı ama ondan sonrasında ilişkilerinde bir istikrarsızlık, bir hep benim peşimde koşulsunluk görmedim değil. Naz, kapris, böyle yandan yandan süzmeler. Ayyyy git saçını başını yol Emily’nin. Hep bir ikna edilme gereksinimi var bu kızda. Bir şeyi de otursun, düşünsün kendi kendine karar versin, evet doğru olan bu desin yok. Allah’tan şanslı kız ki normal kız arkadaşı olanlar da sevgilisi olan kızlar da iyi ve yol göstericiler ki bu da doğru yolu bulup bir şekilde kazasız belasız bir yerlere varabiliyor.
Gerçi A bu kızla da çok uğraştı, kızın yüzücülüğünü elinden aldı evet bu baya bir kötü oldu. Bunun dışında dizide epey üzerine gidilen karakterlerden. Zaten ölen Alison bile fark etmiş. Sen en zayıf halkaydın diyip duruyor. Bu garibim de inkar safhasına bulaşmadan “hihi evet yaa ben zayıfımdır biraz^^” şeklinde tepkili. Bende o boy, pos, arz-ı endam olsaydı, o okuldaki herkesi inim inim inletirdim :P

Aria






Ayy bu kız, iticilikte son nokta. Bu ve sevgilisi Ezra iticilikte master degreeler. Bir de bilmiş bilmiş olgun tavırları var, insanı inanılmazzz rahatsız ediyor. Yüzü de bir tuhaf kızın, kaşlar yüzün yarısını kaplıyor zaten, gözler desen güzel ama ifadesiz, dudaklar güzel ama bütünde bir güzelim ama iticiyim de ifadesi mevcut. Çene mi artık, burun mu, yoksa mimikleri yüzünden mi anlamadım. Vücudu da miniminnacık, aslında bana yakın, ama o kıyafetlerle bir tuhaflaşıyor Aria değil alienlaşıyor gözümde. Bir de dizide de böyle bir tuhaf ağırlığı var, hani bir bilmişliği bu bilmişliğin temeli de yok. Yani zayıflık olarak bence Hanna’dan ya da Emily’den farklı değil ama daha bir hürmetteler buna sanki.  Bu Dawson’s Creek’teki Katie Holmes nam-ı diğer Joey’de de vardı. Tüm kaşarlıkları yapıp masum ve erdemli sayılmayı başarabiliyor. Gerçi şimdi baktım pek fena gelmedi kıyafetlerle gözüme ama neyse siz izleyin, ilerleyen zamanlarda tekrar konuşuruz zaten : )

****

Dizinin 3. Bölümünün de sonlarına yavaş yavaş yaklaşırken hemen hemen 1 ayda sil baştan başladığım bu diziyi, genel olarak tavsiye ediyorum. Siz de izleyin ki böyle konuşalım tartışalım. İyi izlemeler…

14.03.2013

Missisgamze Dies at the End


Kadınlarda mutsuzluk yaratıcılığı arttırıyor gerçeği var, peki ben neden hala büyük bir başarıya imza atamadım onu bilmiyorum; sanırım yetenek de şart. Bende mutsuzluk sürekli bir iştah açıklığı yaratıyor. Yani sınıf sınıf olabilir mutsuzluğun etkileri. Mutsuzluğundan yaratıcılığı artanlar, örnek Şebnem Ferah; iştahı artanlar, mesela ben.

Artık nişanlar Mezdeke’siz, düğünler farfarasız yapıldığından beri hiçbir şeyin tadı tuzu kalmadı. Ben de düğünümde topluca çakra açmayı planlıyorum. Bahanem de “kalabalığın gösterdiği sinerji minerji”.. Kasap yok yaa kasap?!

Düğünlerde, cool-hüzünlü-naif durmayı planlıyorum

Akşam toplaşıp bu filmi seyrettik “John dies at the end” . Sonu sürpriz olmayan bir film… En güzeli sonu belli olan filmler zaten. Sonunda seni neyin karşılayacağını biliyorsun, diyorsun sonunda John ölmüyor ahaha, film de çok saçma sapandı zaten. Ama güldük yine de. 

Supernatural’da son sezona geldim geleli yeni bir dizi arayışı baş gösterdi. Çünkü 4. Sezondan itibaren izlemeye karar verdim yaklaşık 1 ayda 88 bölüm izleyince, çoğunu da bir haftada izleyince insanda bir beyin travması yaratıyor tabi… O nedenle şu an izlediğim dizi Pretty Little Liars

O kadar güzel dizi varken neden bunu seçtim ben de bilmiyorum. Çünkü bazı bölümleri çok çok bayık ve ergen. Sadece gizemli bir olayı var onu da merak ettim cidden. Yine de 3 sezon olmuş ve hala daha olay –tabii ki de- çözülmemiş… Bunun da sonunun çok saçma sapan bir şeye bağlanacağına eminim. Çünkü zeka parıltılı bir dizi değil maalesef.  Bir de böyle Secret Circle vardı, onu kaldırdılar ama onu seviyordum bak. O da çocukçaydı ama güzeldi, bunu sevmedim. Bir öğretmen-öğrenci ilişkisi var mesela dizide. Olmamış o yani… Neyse 2. Sezona geçeyim de kararımı öyle vereceğim.

Bugünlerde ben...

Hava güneşlendi etti ne güzel derken bugün yine bir bulutlar, bir yağmurlar geldi. Yağmuru sevmediğim ve sevenleri anlamadığım gibi havanın bir iki derece düşmesine dahi tahammülüm yok. Bir de kar diyorlar yok artık yaa… Fark ettiğiniz gibi son 1 haftadır evde dizi-film izliyorum, evde olmasam bile toplaşıp film izliyoruz. Geçen hafta hastalandığımdan, ağrılar içinde yattığımdan bir şey yapamadım. Bu hafta tam gezmeye karar verdim ki tüm yurtta balkanlardan gelen soğuk hava esintisi… Peh diyorum.

 Oysaki ben aynen bu şekilde gezecektim buhafta :(((