Albüm Tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Albüm Tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.04.2016

Bu Aralar Kalben

Kalben diye bir şarkıcı çıkmış, geçen bir arkadaşım dedi ki ben de bu aralar Kalben dinliyorum. Hayır kendisi de antin kuntin şeyler dinler dedim ne alaka kalben. Adeta bir arabesk yapan, fantezi müziğe kaçan bir sanatçı ismi gibi geldiğinden dinlemedim bile. Nasıl feci bir önyargı!


Sonra baktım klibi bile çıkmış, insanlar büyük bir merakla albümü bekliyorlarmış meğerse. Kendisinin Ankara Sofar’da bir başına gitarla çaldığı kayıtlardan oluşan geniş bir video yelpazesi zaten mevcut. Bunun dışında çoğu hayranı albüm düzenlemesindense bu akustik versiyonları dinlemeyi tercih ediyor, e biraz haklılar evet.

İlk çıkan şarkısı “Saçlar” beni sözleri bakımından biraz bunalımlara soktu ama günde 32432 kere dinlememi engellemedi tabi ki.  Şu anki favorimse “Sadece”. Akustik versiyonunu dinleyin çok iyi bir çığırış var orada. Yine hüzünlü ama bir yandan isyankar bir şarkı olmuş. Bir de “Haydi Söyle” coverı inanılmaz. Ben şarkının bu kadar güzel sözleri olduğunu fark etmemişim bile.



Ben memnun kaldım, çünkü kendi dilimde müzik dinlerken hep aynı 10-15 kişinin şarkılarına takılıp kalmıştım, bu da bir süre sonra müzikten aldığım zevki kısıtlar, hatta müziğin bana verdiği yaratıcılığı öldürür olmuştu.  O yüzden yeni güzel müzik yapan birileri varsa dinlediğiniz lütfen yazın kendinize saklamayın olur mu :))

26.11.2012

A Fine Day To Exit


Şarkılar artık insanı gençliğindeki gibi etkilemiyor, bu çok acı değil mi?
Yeni çıkan bir albümü kaç kere ardı ardına dinleyebiliyoruz artık?

Biraz da eskilerden...

Ben üniversiteye hazırlanırken arkadaşımdan aldığım o zamanların dinleme aracı kaseti bir şekilde kendime çekmiştim. Biz o zaman bilmiyoruz Anathema falan… O zaman grubun yeni çıkan albümü de konu başlığını taşıyan albüm. Meğersem grubu tam olarak yansıtmayan bir albümmüş, bilen bilir Anathema baya doom metal grubudur, ilk albümlerinde baya brutal takılan bu grup bu albümle iyice yumuşamış, bir alternatif olmuş meğerse. Tabi o zamanlar bilgim yok öyle dinliyorum.
Ama nasıl dinleme, herhalde bir 150-200 kere baştan sonra dinlemişimdir çevir çevir... Yani tavsiye ederim müzik dinleyip ders çalışabildiğim tek grup ve tek albüm olma özelliğini taşır kendileri. Hem iyi bir üniversite kazanıp hem de tüm şarkıları anlayıp dinlememi hesaba katarsak bu gerçekten iyi bir tavsiye.

Şimdi ben bu albümün hangi şarkısına iyi diyeyim ki, bence hepsi iyi.


Bir kere Pressure’la başlayan albüm, o I don't care where you go you won't get away from me diyişi, hüznü, ağırlığı…
Release’le hızlanması, o güzel sözler, hold on bebem peki tutundum. “Reality is dawning Escape, spirit is awakening” şimdi gençtik ya o zaman hoşumuza gidiyor, yok kaçıştır yok bir uyanıştır yok ruhtur, maneviyat… Ama ben en çok crying in the distance  diye haykıran bölümünü seviyorum. Sonra bağırıyor calling out your name ve sonrasındaki solo. Ya nasıl muhteşemsin sen.
Looking Outside Inside da sonradan hazırlanan, bağıran, haykıran bir şarkı.
Leave No Trace nasıl da böyle karışık başlayan, duygusal, narinsin sen. The moment is passing you by, hep öyle geçip gidiyor işte, umurunda değiliz evet. Bu da çok güzel bir şarkı ya, bak yine hüzünlendim.
Underworld giderek tempoyu arttırıyor. Haşin sözleri var, daha agresif, daha isyankar. Albümün naifliğe gidişatını çötank diye kesiyor.
Barriers, ben bu albümde hüzünlü şarkıları daha çok seviyor olabilirim. Mesela bu şarkı benim modumu direk değiştirebilir. Bir anda daha on yedi olabilirim, “life don’t belong here”
Panic, bu şarkıyı sevmiyor olabilirim. Aslında sadece giriş kısmı çok lök diye başlıyor, yoksa şarkının gidişatında bir problem yok bence. Sadece geçişte ruhsal bir şok yaşatıyor.
A Fine Day To Exit, albüme ismini veren parça işte bu! Albüme ismini veren parça olması çok riskli değil mi? Bunu genel olarak söylüyorum, koskoca albümün yükünü taşıyan bir parça. Hem albümün genelini yansıtmalı hem de gerçekten “iyi” olmalı. Bence bir şarkı için büyük bir yük bu. Her şarkı bu yükü taşıyamıyor keza bu şarkı da öyle.
Temporary Peace, ben bu şarkıya yorum yazamam ki, bu yani Allah çarpar, nasıl bir şarkıdır, nasıl bir hüzün barındırır? Süresine bakınca şarkıcık diyebileceğimiz eserin etkileyiciliği tokat gibi. Nasıl diyim Anathema klasiklerinden biri tabi ki değildir, hiç olamamıştır belki bilemiyorum ama benim göğsüme böyle biri bastırıp, göz yaşlarımı gözlerimden zorla söke söke alır bu şarkı. Beni taa 10-12 yıl öncesine götürür. Bununla biter böyle albüm. He bir de dalga sesleri ve he bir de sürpriz…

Genel olarak Anathema deyince akla gelen Parisienne Moonlight, Fragile Dreams, Angelica, Regret ilklerden Sleepless gibi çok bariz bir klasik barındırmayan bir albüm olsa da benim için her şarkısının yeri apayrıdır.  O nedenle sizinle paylaşmak istedim. Yolunuz bir gün tekrardan Anathema dinlemek isterse ya da büsbütün bilmeden Anathema’yı öğrenmek isterseniz alakasız ama iyi bir başlangıç olabilir.


İyi dinlemeler… 

13.11.2012

Get get get in line, and settle down

Yeni bir sürü albüm çıkıyor efenim durduramıyoruz!!

Bu yazıda tanıtacağım albümlerden 2’si yeni evet ama bir tanesi eski. Onu da tam olarak yeni dinleyip beğendiğimden aldım listeye.

İlk tanıtım albüm Ellie Goulding’in 2. Albümü Halcyon’a ait. Albüm aslında genel olarak gayet güzel olmasına rağmen ne göremedik? Hit göremedik. Mesela Lights şarkısı gibi alıp götüren bir şarkı yok, biz de sorduk… “niye yok?”
Ellie, albümde ilk olarak Anything Could Happen’a upuçuk renklerde rüya gibi bir klip çekmiş. Klibi çok beğendim, şarkı da güzel sayılabilir. Albümle adaş Halcyon ise hit sayılabilecek bir diğer parça. Ağır başlıyor sonra hareketleniyor. Ellie’nin sesi böyle naif, ince bir ses olduğundan albümde bulunan Joy ya da Atlantis tarzı parçalarla iyice çocuk şarkısı hissiyatı vermiyor değil. Duygusal tarzdaki şarkılarını daha tempolu, güçlü bir şekilde söyleseydi ya da albümün sonunda ardarda getirmeseydi daha az bayan bir albüm olurdu sanki. Albümün 2. şarkısı olan My Blood ise duygusal olmasına karşı güçlü, temposu hissedilen şarkılardan. Favori şarkım ise  Figure 8. Böyle canlı canlı, hem sesine çok yakışan, hem de aslında her şeyiyle güzel bir şarkı.

 “But lovers hold on to everything And others hold on to anything” diyor, hımmm…
 
Albümdeki favorilerim Figure 8, My Blood, I Know You Care, Halcyon ve ayıp olmasın “Anything Could Happen” Favori şarkım da işte burada, dinleyin bakalım beğenecek misiniz?



İkinci albümü ise No Doubt çıkarmış, hem de tam 11 sene sonrasında. Albümü dinleyince ilk hissiyatı “ne gerek varmış keşke çıkarmasalarmış” şeklinde verdim. Yani sanki Gwen’in kendi başına yaptığı müzikler daha iddialıydı bu bir, ikincisiyse eski No Doubt’a ait bir his de vermedi bana –Settle Down hariç-. Ne tek takıldığı gibi olmuş, ne grup hali gibi arada kalmış bir albüm olmuş. Yine de Gwen Stefani’yi seviyorum ne zaman görsem saçlarımı sapsarı yapasım geliyor tabi bunun albümle bir ilgisi yok. Yine de yeni bir No Doubt albümüyle çılgın Gwen kliplerini izlemek güzel.

Albüm dinlenesileri; yukarda da belirttiğim üzere öncelikle Settle Down, Looking Hot, Push and Shove, Sparkle ve Heaven. Albüm sonlarına kalır dinlemezsiniz diye altta Sparkle’ı paylaşıyorum. Moral düzeltme ve biraz canlılık kazanmak isterseniz, işte ardarda dinlemekten çekinmeyiniz… : )


Sparkle by No Doubt on Grooveshark

Depresyon depresyon takılıyoruz hep işte olmuyor olmuyorrr… Madem hepimiz bir amigo kız canlılığı, romantik müzikal şapşallığı istiyoruz biraz hareketli şarkılar dinlemeli. Bunun için bu senenin başında albümü çıkan Fun. grubunun  Some Nights albümü gayet uygun. Gerek dillere pelesenk We Are Young olsun gerek Some Nights olsun hepsi cıvıl cıcıl şarkılar.  Benim de size bonusum All Alright olsun ;)

All Alright by fun. on Grooveshark

17.10.2012

Kulağıma Son Takılanlar...

İnsan deli çağındayken You Oughta Know'daki gibi sözlere sahip bir şarkı duyduktan sonra kaseti temin edip, hemen her şarkıda “oha oha” diyebiliyorsa o albüm iyi, o sanatçı da sanatçıdır. O nedenledir ki Alanis Morisette’in yeni albümü çıkmış dendiğinde de ben böyle bir heyecanlandım albümdeki şarkıları tek tek dinlerken sabırsızlandım falan. Havoc And Bright Lights albümünü dinlerken, susuzluktan ve sıcaktan ölürken boğazıma kola doldurmuş bir insan kadar ferahladım. Bir kere albüm inanılmaz enerjik olmuş.

Albüm klibi çekilen Guardin’la başlıyor. Guardian, gayet naif sözlere sahip olsa da temposu çok kuvvetli bir şarkı. Sonrasında Woman Down geliyor. Ben bayılıyorum böyle anlamlı şarkılara. Konser esnasında şarkıya eşlik ederken zıp zıp zıplamak eminim çok eğlenceli olacaktır. Albümde benim bir sevdiğim şarkı da Numb. Asi yapıncak sözleri ve tabi ki keman kullanılmış olması etkileyicilik unsurunu ikiye katlıyor. Celebritiy müzik altyapısı çok hoş ama bize hitap etmiyor sanki pek. Biz ünlü değiliz ki ühüühü bi kuru maaşa çalışıyoruz be abla :/ Bişey yapmıyoz yani ünlü olmak için. Ondan sonra sırasıyla sevdiğim şarkılar ‘til you, Lens, Havoc, Empany olarak ilerliyor. 

Bence kesin hemen dinleyin, evlenmiş, anne olmuş, yumuşamış diyenlere aldanmayın. Alanis hep Alanis ya canım o benim. Alanis’in bundan sonra yapabileceği tek hata o upuzun saçlarını kestirmek olacaktır. Bence…

Ahanda şarkı


 Bir yeni albüm bıdık bıdık şarkılar yapan ülkemize gelmiş, benim de yeterlilik yüzünden bir güzel kaçırdığım Two Door Cinema Club’ın Beacon albümü. Bunlar da tutmuşlar ilk şarkıyı Sleep Alone’a çekmişler. Albüm genel olarak bu şarkı gibi kıpır kıpır. Belki bir önceki albümden biraz daha durgun olduğunu söyleyebiliriz ama bunun kötü olduğunu söyleyemeyiz. Albümdeki çoğu şarkıyı çok sevdim, hepsini defalarca sıkılmadan dinleyebiliyorsunuz. Ama benim için Sleep Alone bunlardan biri değil.
Kendi tavsiyelerim; en önce paylaştığım Next Year, Sun, Handshake, Pyramid ve The World Is Watching. Yani her şarkıyı en az 2 kere dinleyip bir sonrakine geçiyorsunuz. Bende öyle oldu.

Bu da dediğim şarkısı


En son albümümüz Grizzly Bear’ın Shields albümü.  Benim durgunluğundan ötürü önce ısınamadığım bir albüm oldu Shields. İlk dinleyişimde dikkatimi çeken şarkılar, kesinlikle Sleeping Ute –çok başarılı bence- ve A Simple Answer’dı. Albümde en beğendiklerim hala bu şarkılar gözümde, pek bir şey değişmedi yani. İlk dinlenim önemli :  )Yet Again’in klibiyle birlikte izleyince bende büyüsü bozuldu, sanki alakasız bir klip mi olmuş ne? Ben pek beğenmedim. Şarkıysa gayet güzel aslında…
Albümdeki favorim en sonda pıt diye çıkıveren Sun in Your Eyes. Hatta bu şarkıyı albümde en beğendiğim olarak değil baya baya beğendiğim şarkılar arasına koyup, şarkıyı da sizinle paylaşıyorum. İyi dinlemeler…

3.10.2012

Ayın Yenileri, albüm kritikleri

Son zamanlarda, bir beş yıl falan olabilir bu, müzikle ilgili profesyonel dinleyicilik yetimi kaybettim. Oysaki eskiden böyle miydim ben?! Neler oldu bana, iş hayatı insanı mahvediyor.
Peki bu aralar neler dinledik yeni neler çıkmış çıkan albümler nasılmış buna bakalım. Sanki öğrenemezmişsiniz gibi ben yazdım neler dinledim bu hafta yeni diye. Tabi kendi zevkim doğrultusunda…
Muse’un The 2nd Law albümü çıkmış mesela. Ben Muse’u oldum olası enerjik bulurum ve bana gaz verir açıkçası. Bu nedenle ne olursa olsun beğeneceğimden emin dinledim albümü. İlk klibi çekilen şarkı Madness’ı dinlediğimde zaten yanılmayacağımı anladım. Albüm Supremacy ile oldukça hareketli şekilde başlıyor, 2. Parça Madness biraz yavaşlatıyor bizi. Panic Station için Another Bites The Dutes benzeri denmiş ama ben “When its came to sacrifice imagination” daki melodiyi “And hope that this is just imagination" deyip akabinde Thriller diye bağıracakmış gibi dinliyorum sürekli aklım ona gidip duruyor. Şarkılar üzerinde uzun durmayacağım, albümün biraz da sosyal yönü var bunu albüm trailerı olup dupstep izleri taşıyan “Unsustainable”da görüyoruz, bir de “öküzüz bildiğin” temalı Animals şarkısı bu manada yapılmış.


Ancak Muse bence politik olayım derken işin melodik yönünü atlamıyor ben en çok da bunu seviyorum. Yine de Follow Me şarkısındaki gibi bana güven, ben seni koruyacağım, sana zarar veremeyecekler tarzı cümleler bana çok old fashioned geliyor, sevemiyorum. Albümün bence zayıf parçası bu bence.

Benim albümde en sevdiğim albüm trailerı Unsustainable ı da bir dinleyelim.



Calexico’yu bilen eden var mı bu benim albümlerini ilk dinleyişim. Algiers albümünden “Para” şarkısını dinleyerek başladım. Böyle duygusal, melankolik, iç karartıcı ne güzel helehöy derken baktım grup gayet latin tarzı şarkılar da yapmakta. Aaa ne alaka di mi, varmış demek böyle gruplar da. Epicle duygusal bir açılış yapıyor, Splitter ile hızlanıyor. Albüme adını veren Algiers’e kadar gayet normal bir İngiliz indie grubu gibi aslında. O nedenle ben Puerto, No te Vayas tarzı şarkılarını daha çok sevdim ve bir adedini dinlemek üzere paylaşıyorum.



The XX “Coexist” bu hafta dinlediğim son yabancı yeni albüm. Millet bu gruba ölüp bitiyor bense biraz enerjisiz buluyorum. Yani hani Massive Attack’ın enerjisinin elektrik süpürgesiyle çekilmiş hali gibi. Bu tarz grupları açıyorum işte dinliyorum mesela, işe dalıyorum ve şarkı geçişlerini fark edemiyorum. Sanki hepsi aynı şarkı gibi… Ancak 3-4 dinleyişten sonra şarkılar arasındaki farkı ya evet şu daha iyi diyebiliyorsunuz. Kötü bir müzik dinleyicisi miyim acaba?

Ben albümde en çok paylaşacağım şarkı dışında Chained, Try ve epey karanlık bulduğum Missing’i sevdim. Paylaşacağım şarkı albümün çıkışından önce yayınlanan Sunset parçası. Sözleri de hoş, “i always thought it was sad the way we act like strangers after all that we had we act like we had never met” diyor mesela… Gerçek hayatta oluyor böyle şeyler ya ben üzülüyorum, keşke olmasa…