Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.01.2013

100. Postta Poz Verme Konusuna Değindim


Yok efendim fotoğraflarda kızların başı hep 45 derece eğikmiş, yok dudaklar öne doğruymuş, yok emoymuş, yok şuymuş, yok buymuş! Bu ne eleştiridir! Bulmuşuz işte yüzümüzü güzel gösterecek bir duruş, napalım? Hayır ne yapalım yani, söyler misiniz??

Çok tepkili, üzgün ve endişeliyim :(
Bir önceki postumda biricik arkadaşım çok yetenekli derken, güzel çıktığım fotoğrafları yayınlayınca, siz biricik arkadaşlarımdan övgü alınca bir durdum, bir düşündüm. Resmen övgü toplamak için koymuş gibi… Ne ayıp yaa milleti de övmek zorunda bırakıyorsun bişey değil. Hani biri beğenmese de ayıp olmasın diye diyemiycek ki “aga bu nedir?” hehe ama bunlara diyebilir işte.

Geçen gün ismini burada vermek istemediğim, pek gizemli bir diğer arkadaşımla oturduk kafe kafe gezerken mimik çalıştık. Hahaha mimik çalışmak deyince çok asortik olmuş olabilir ama aslında sadece durduk fotoğraf çekindik yani, boş boş. Hayır yemek yedik, bi’şeyler içtik ve fotoğraf çekindik bu yani.  Sonlara yaptığımız felsefi konuşmaların içeriğine girmeyeceğim, hayır gerek yok. Fotoğraflar her şeyin ciddiyetini gösteriyor zaar :P

Kötülere başlamadan evvel prenses selamı...


Bir nevi "idare edemem anne" ya da mario oynarken bölümü geçemeyip"yapıcam işte yapıcam yapamadım bööhüüüü" diye anıran kızdan ne farkı var ki bunun? :)


Uzaklara dalma kuşum, uçup da gitme kaybolursun!

Yine halka sesleniyorum prenses olaraktan. "ben sizi can-ı gönülden seviyorum-beni sizler yarattınız"lar havada uçuşuyor...

Tersim pistir :P

Bu tamamen sanatsal içerikli.

Bu da sanatsal içerikli ama bunun da kategorilemişlerdir kesin, başı 45 derece eğik kız gibi. Ne bileyim şarap şişelerini netleyip, kendini bulanıklaştıran bohem özentisi kız mesela. Uzun ama olası.

Bu öylesine, işte başı sağa dönmüş çiçek fontlu kız bu da.

Ama her ne olursa olsun poz vermenin de ayrı bir hissiyatı var. Sanat için sadece soyunulmaz, delirilebilir de...

18.06.2012

Bebeklerimin Katili Benim


Geçenlerde yazdığım ve çok sevdiğim bir şiirin artık aramızda olmadığını fark ettim. Çok, çok üzüldüm… Çünkü bilgisayarım format yemişti ve kurtarabildiğimiz bilgilerin arasında eski yazılarım olmadığını da tek kayıtlı yer olarak ilk yazdığım defteri attıktan sonra bu durumu fark etmem, artık benim için geri dönülmez bir yola girdiğimi gösteriyordu. Resmen geçmişe Niyazi diyorlar, mis gibi şiirim de Niyazi oldu.

Herkes şiir paylaşıyor bloglarında ben de kendi şiirimi paylaşacaktım ve gerçekten beğendiğim bir şiir olacaktı bu, öyle ki beğenmeyen birisi olduğunda kabahati asla eserimde değil karşımdakinin anlayışsızlığında bulacaktım. Bu kadar da kendisine güvendiğim bir şiirimdi. Bazen çok yetenekli olabiliyorum.

Ne yapacağım peki ben şimdi? İşte bazı şiirler gibi insanları da çöp kutusuna atıyoruz, sonra bulamıyoruz.

Hayatın bir “Geri Dönüşüm Kutusu” olmalı. Yazalım bunu bir kenara, hoş oldu.

Ben de eğlencesine kendi katlettiğim bebeklerimin fotoğraflarımı koydum bu yazıya. Bebeklerle kurduğum güzel, entrikalı, evli, çocuklu ama haşin dünyamı kendi kendime mahvettim de geriye bunlara benzer kırıntıları kaldı. Bunlar da dünyamın sembolleri olsun. 


Bu arada ilk koyduğum fotoğrafta oynanmamış hali de gayet korkunç olan bu palyaçomun, fotoşopla iyice Pennywise’a benzemesine ne demeli? Korkarım palyaçolardan ben. 
Neyse işten çıkmam lazım, yarına görüşürüz…