3.05.2012

Hepimiz Pretty Like Drugs

Gönül isterdi ki ben de bir yazı yazıyım içine diyalektik, çıkar çatışması, paradoks gibi şeyler geçsin. Yazarım ama amacım herkese ulaşmak yoksa yazarım gerçekten, yazarım da anlaşılır mıyım işte soru bu. Dediğim gibi bunlar hep çıkar çatışması.

Burada, -ofis ortamı- kararlaştırıp en nefret ettiğimiz deyimi bulduk geçen yıl o da “ben herkesi kendim gibi biliyorum”du. Aslında mesai arkadaşım buna gıcık olduğunu itiraf etti ben de üstüne atladım ve düşündüm… Düşündüm ki “ben herkesi kendim gibi biliyorum” lafı kadar alttan alta kendini öven, “o kadar iyiyim ondan hep bu mallığım” mesajı veren, insanın bilinçaltına tecavüz eden başka bir deyim yok!

Hey sen! “ben herkesi kendim gibi biliyorum” diyen varlık. Neden benim bilinçaltıma girip masum ön yargılarımı bozuyorsun, aklıma süper iyi insan izlenimi çizdirtiyorsun? Oysaki elimi versem kolumu kaptıracağım sana biliyorum ben. Az bekle bakıyım da ben sana o kendinliği verecek miyim. Kendine verdiğin o paha biçilmez değeri ben sana verecek miyim bekle bir. Yoksa yapabilsen, ah bir becerebilsen, bunu becermekle kalmayıp daha da devam edeceksin de yapında yok bilmiyorum sanki.

Masummuş…

Böyle boş boş sinirleniyorum arada, nefret kadar sevginin de cinsiyeti olmaz ama. O nedenle ben de masum rolü oynayan herkese yolluyorum bu yazımı. Hepimizin içinde az biraz ahlaksızlık var çünkü. Yine de boş yere sinirlenip agresiflik yapmak istemem. Allah kimseyi orta parmağını kaldırıp fotoğraf çektirecek kadar asi ergen yapmasın.

Ben daha bir şey diyemeyeceğim adam demiş. Bu şiir de o masum arkadaşlarımıza gelsin.

Anladık iyisin, Ama neye yarıyor iyiliğin? Seni kimse satın alamaz, Eve düşen yıldırım da Satın alınmaz. Anladık dediğin dedik, Ama dediğin ne? Doğrusun, söylersin düşündüğünü, ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle: Düşmanımızsın sen bizim Dikeceğiz seni bir duvarın dibine Ama madem bir sürü iyi yönün var Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine iyi tüfeklerden çıkan iyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.

Ps.: Ya bu arada ben çok şeker bir kızım biliğyor muğğsunnn?
                                                               

1.05.2012

Baktım Annem Benden Daha Güzel




Hayat keşke Bülent Ortaçgil şarkı isimleri gibi olsa.
Hep öyle konuşsak mesela?
Beni kategorize etme gibi bir şarkı var yahu
Bundan daha mantıklı nasıl bir istek olabilir ki?
Daha öte bir söz yazmasa, şarkı tüm ve sırf bundan ibaret olsa
Bence yeterli.
Sırf şarkı isimlerinden bile yepyeni şarkılar yazılabilir
Yani
“Baktım annem benden güzel”… hepsi bu!
Bunun üzerine daha bir şey diyemem ki ben.
O tek ve bana özel…




Bu arada ben tek çocuğum bahsetmiş miydim?
Şimdi böyle söyleyince fark ettim ki annemi benden başka paylaşan yok. Yani annem sırf benim annem, babam da sırf benim babam. Çok muhteşem bir şey değil mi bu? Şimdi bunun farkına varıp şımarabilirim işte. Yıllardır içimde birikmiş şımaramamışlığı içimden atıp, özgür bırakabilirim.
Zaten 8-9 yaşımdan beri evlat edinmeyi istiyorum. İnsan kendi çocukken, çocuk evlat edinmeyi isteyebilir mi?
Ben Şeker Kız Candy izlerken o kadar ağlıyordum ona öylesine üzülüyordum ki, dedim bu iş böyle olmayacak “bundan sonra annesiz çocuk kalmayacak!”
Böyle bir şey istemedim tabi, mantıksız olurdu. Ama anne ve babam var diye öylesine minnettar ve şükran doluydum ki herkes de öyle olsun istiyordum. Hala da öyle ancak bu işin zorlukları ve yüksek ihtimal tek taraflı isteyecek olmam bu işi zorluyor biraz.
Neyse günün konusuna dönelim “annem benden gerçekten daha güzel”dir.
Yani ben de güzelim falan tamam ama o gerçekten daha güzel.
Annemin güzel olduğunu, klasik bir anne formatında olmadığını fark etmem ilkokul yıllarıma rastlar. Bir gün güneş güzlüklerini takıp gayet havalı bir içimde okula geldiğine “oo annen Ebru Gündeş gibiii” demişlerdi. O zaman Ebru Gündeş 20 yaşında ve T.C. sınırları içinde geçerli bir güzellik standartıydı. Aslında benzetme sanıyorum ki gözlüğünden ve havalılığından yapılmıştı, çünkü niteliksel bakımdan annem soğuk duruşuyla bildiğiniz bir Zuhal Olcay formundadır. Stil aynı o. Kaldı ki annem ona özenmez bile, yani lise yıllığına bakın o zaman bile öyle bir karizma. Böyle bir zayıflık, kıyafetler, saç, makyaj… Ayy fotoğrafını mı koysam acaba? Bildiğiniz 80’ler punk modeli o zaman. Orta yaşa gelince de daha bir klas kıyafetler, işe etek-ceketle gitmeler. Daha ben hala giymiyorum etek ceket, ayy nasıl bir hava, nasıl bir kokoşluk…
Ben yine de tüm bunlardan ziyade annemle benim aramdaki ilişkiyi Mermaids filminde Cher-Winona Ryder arasındaki ilişkiye benzetiyorum. Bu şekilde bir ilişki daha cool geliyor gözüme. Yani bir şekilde annenin senden daha güzel olması psikolojisini inceleyecek olsanız bu film gayet ideal. Zaten annemi kıskanmaktan ziyade rol modeli belirlemişimdir, bu bir kompleks değil bir özenme bir “onun gibi olma çabası” hatayım boyunca yapmaya çalıştığım.
Sonuç mu? Kesinlikle öyle olduğum söylenemez. Dedim ya nerde etek ceket, nerde kot pantolon T-shirt…
Zuhal Olcay tarzı bir kadının yanında ben ancak haşarı çocuk kalıyorum maalesef.
Yine de bence Bülent Ortaçgil görse o da ona bir şarkı yazardı…
Yüzünü dökme koca kadın diyebilirdi mesela.
Ay hala yaşlanmadı bir anne formuna giremedi. Basma etek falan giyer diye bekliyorum yıllardır kadın hala taş, hala Ajda.

Annem benim servetim
Ve benden daha güzel
O tek ve bir bana özel
Öperim onu gıdıktan.

Derin Not: Yazar burada daha mayısın 2. haftasına gelmeden annesine yazı yazarak “onu bir gün değil, her gün seviyorum” mesajı vermeye çalışıyor. Annelerimizi sevelim, yıllarca bizim çamaşırımızı onlar yıkadı, nankör olmayalım pls.

Ödevlerim

Yoğun stresli ve mutsuz bir haftanın ardından o kadar çok mim gelmiş öyle atıflar olmuş ki hem utandım hem gururlandım…
Mimlerin biri Kuulumsu Kadın’dan diğeri Zihnin Arka Sokakları’ndan gelmiş,

Mimlerimin biri ödüllü ama depresif olduğumdan ödülümün tarzını değiştirdim, bu acaba ayıp olabilir mi bilmiyorum :/ Şimdiden özürler…
Öncelikle bir ödül babında olduğundan sevgili Kuulumsu Kadın’a teşekkür borçluyum, cevaplıyım:

1-Mesleğin seni mutlu ediyor mu?
Mesleğim beni mutlu etmiyor çünkü çok durağan ve devlete bağlı bir meslek, devletin işi mantıklı olur mu? Bir ton mantıksız saçma sapan kanunla tebliğle uğraş dur. Devlet isterken çok sistematik, verirken eski usül. Adaletsiz bir ortam…

2-Dilediğin meslek miydi?
Bir meslek dilemiyordum ki, dileseydim ve olsaydı eminim ondan da mutsuz olurdum. Ancak şöyle ki, standart üstü bir firmada tam manasıyla yapabilseydim bu mesleği gerçekten mutlu olurdum diyeyim.

3- Yalnız mı ilişkide yaşamayı mı tercih ediyosun?
Yalnız olmayı tercih ediyorum çünkü psikopat ve manyağım, arkadaşlarım bana Lovecraft diyor, soru mu bu şimdi allasen?

5- Yabancı dil konuşuyor musun?
Sometimes…

6- Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak ya da yurtdışına gitmek istiyor musun?
Rüyamdaki evde oturmuyorum tabi ki de. Yurtdışında ne işim var, herkes burada ayol? Bayık oralar, Türkiye’deki enerjiyi şu ana kadar gittiğim pek bir yerde göremedim ki! Bildiğin manyağız biz. Seviyorum insanlarımı. Yalnız ve güzel ülkem hey heyyyy…

7- Mobilya değiştirmeyi sever misin?
Hiç işim olmaz, iş yerinde odamda kişisel bir eşyamı bulamazsınız. Eşyalarla işim olmuyor benim. Ben de bunun farkında değildim de yaşadıkça fark ettim.

8- Çevreye, hayvan korumaya hiç katkın var mı?
Ya gerçekten pek yok. Dikilmiş ağaçlarım fln var tabi de, ekstra bir şey yapamıyorum yaa neden böyleyim ben :/ Gidip kedilere yem verip geliyorum bekleyin.

9- Televizyon ve filmleri sever misin?
Kedileri besleyip geldim, televizyonu gerçekten izleyemiyorum, neden öyle oluyor bilmiyorum konsantre olamıyorum bir diziye ya da reklam girdiğinde dağılıyorum gidiyor. Yani işe yarar şeyleri de izleyemiyorum, bu da beni üzüyor. Filmleri severim tabi bence soru bu olmayacaktı da ilk düzenleyenin acelesine gelmiş. Film sevmeyen var mı şimdi? Ben 6 yaşımdan beri film izliyorum ulennn…

10- Bırakmak istediğin kötü huyların var mı?
Ukalalık, kendini beğenmişlik ve çok çabuk sinirlenebilme özelliklerim alınsın istiyorum aslında benim bir sürü kötü huyum var yaa, kimse de öyle adam gibi kötü şeyler yazmamış. Ben de bu kadarla bitiriyim bari.

11- Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın?
O kadar kötü ve topluma aykırı ahlaki değerlerim arasında şanslıyım ki kumar yok. Şans oyunu diyemiyorum ben bana hepsi kumar geliyor açıkçası… I don’t like them.   


                                                                           *********

Şimdi gelelim 2. mimime, Bu da sevgili Zihnin Arka Sokakları'ndan 

Blogunu ne sıklıkla kontrol ediyorsun ?
Blogumu aslında her gün, işte düzenli olarak kontrol ediyorum. Saat başı bile olabiliyor bu =) Ama bu aralar yazmaya vaktim olmuyor ne yazık ki…

Blogunun en çok neresini seviyorsun ?
Her yerini çok seviyorum, hepsini ben yaptım zira, onların hepsi benim çocuklarım.

Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin ?
Blog-twitter-sozluk-facebook. Şu son sıralar son ikisine bakamıyorum. Ayrıca bazı bazı yeni gruplar arayışına çıkıyorum. Dizi izliyorum falan…

Şu sıralar en çok dinlediğin şarkılar ?
Şu ara en çok Skunk Anensie’nin We don’t need who you think you are ve geçenlerde paylaştığım Just a Cliche, Metronomy’nin Everything Goes My Way ve ardı şarkısı The Look’u manasız bir biçimde Yasemin Mori’nin N’olur N’olur N’olur unu dinliyorum. Birkaç parça daha var ama onları arada kullanacağım için yazmıyorum şu an.
Bir de sevgili mesai arkadaşım sayesinde bol bol Yasmin Levy dinliyoruz. Adio Kerida ve La Alegria gayet isyeaaanlık bir şarkı. Özenti Sezai.

Hem ödül veriyorum hem de mimliyorum onlar da: