6.12.2012

Şokella Olmak

Bu aralar bloğuma ruhsal döngülerim, iç hesaplaşmalarım vs. ile ilgili gayet iç bayıcı bir yazı yazacaktım ki bir haber okudum tüm hayatım değişti!

Boş İşler Müdüresi arkadaşımın şokella köşesine gayet uyacak bir haber!

“Keşke tüm engelliler down sendromlu olsa”

Hayır, kişisel olarak siyasette ya da ünlü dünyasında çoğu şeyin çarpıtıldığını bildiğimizden açtım haberin içeriğini okudum, bir şer değişmiyor yani okumanıza gerek yok. Hatta şöyle devam ediyor konuşma : “Keşke bütün engelliler down sendromlu olsalar. Hiç kimseye zararları yok, faydadan başka.” Yani diğer bütün engelliler dünyaya zarar sanki. Mesela atıyorum, yolların kendilerine göre yapılmasını istiyorlar ya “üfff iş çıkardılar genee” oluyor demek ki. Yani bedensel engelli olacaklarına zihinsel engelli olsalar da hiç uğraşmak zorunda olmasak gibi… 

Elle tutulur hiçbir yanı olmayan, çok üzücü, çok düşüncesizce söylenmiş laflar. Çok, çok ayıp. Eğer ki bunu daha önceden talihsiz açıklamalarda bulunan boş biri söyleseydi gülüp geçerdik belki ama bir başbakan eşinin söylemesi hiç uygun mu? Böyle bir şeyin söylenmemesi, bir insan beyninin içinde düşünülmemesi, hadi düşündün diyelim uygun bulunmaması, sonra da dile getirilmemesi, dahi arkadaş sohbetinde bile olmaması gerek. Bir de sonunu da dine bağlayınca tam olmuş. Öyle ki artık bu lafın eleştirilmesi şimdi dini açıdan yanlış mı olur diye düşündürecek bir kesimi. 

İşte ben de tüm bu nedenlerden ötürü bir tepki olarak yazdım yazımı. Biraz duyarlılık, biraz anlayış için. İncelikler yüzünden kırılıp, üzülebiliriz ama halkın gözü üzerimizdeyse çok çok ince düşünüp, lafımızın nereye gideceğini kestirmemiz gerekiyor çünkü.

Keşke engellerden egnel beğenmek yerine, her engele rağmen güzelce yaşayabildiğimiz bir ülkemiz olsaydı.

5.12.2012

Ben Hiç Zarif Olamadım Onun Gibi

Zuhal Olcay hep ne kadar cool bir kadındı, hep ne kadar kırılgandı, hep zarifti. Hani bir yere girse kimse sanki onu azarlayamazdı, kötü bir söz söyleyemezdi, hani öylesine bir narinlik… “Yalnızlığım” gibi bir şarkı sadece ona yakışırdı sanki. Hiç sevemediğim Cezmi Ersöz’ün onunla ilgili bir yazısı vardı, nasıl güzeldi o yazı hakkını yememek lazım. Nasıl da anlatmıştı onu öyle; o kadar düzgün, o kadar doğru. Ben hep ona benzemek istemiştim bir yandan ama insanın içinde olmayınca olmuyor işte. Demiş ya Sezen Aksu “kendini seçemiyorsun” diye. 


Annemi hep ona benzetirlerdi, beni bir türlü benzetemediler. 



Her yerde bulunan diğer versiyonuna rağmen inatla İhanet albümündeki orijinal bu kaydını seviyorum ben. İlk göz ağrım...

28.11.2012

Agyness Tarzı

 Agyness Deyn çok tatlı bir hatun değil de nedir? Ben sapsarı saç ve kara kaş kombinasyonunu çok seviyorum Agyness’ın. Aslında maskülen tarzını da. Standart bir güzelin aynı kıyafetler içinde maymuna döneceği kıyafetleri gayet güzel taşıyor, bir de sevimli oluyor.

“Süpermodel olmasının etkisi olmasın eki eki” demeyin, her süpermodel böyle uç tarzları taşıyamayabilir. Bir kere o saçlar zaten çoğu insanda rezalet durur. Geçenlerde Miley’in bir fotoğrafını gördüm mesela, olmamıştı yani direk. Yüzün şekli biçimi de önemli. İşte o nedenle çeşitli fotoğraflarını sizinle paylaşmakta bir beis görmedim.






Yabancı bir blogta "Agyness bu çantanın içinde ne taşıyor? Allah bilir ne taşıyor" tarzı bir yorum yapılmıştı, çok güldüm, paylaşıyım dedim  : )

Bu çantasını sevdim ama...

Agyness aktör Giovanni Ribisi ile evlenmiş, Allah mesut bahtiyarrr etsin ne diyelim...