8.12.2012

Same sh*t Different Day


Gerçekten hayat bir garip vapurlar felan…

Yine bugün aslında normal bir gün olarak başladı yataktan zor kalktım falan. Bir haftadır zaten moralim çok bozuk. Kötü rüyalar görüyorum, her şey çok kötü olacakmış, hiç mutlu olamayacakmışım gibi bir his var içimde.

Bizim insanımız bir tuhaf. Malum geçenlerde de sadece bir adet kişisel gelişim yazısı yazdım, hadi yazıyı geçtim bunu çevremle paylaştım; dalga geçmeyen kalmadı. Bazı şeyleri içinde yaşayacaksın da olmuyor, ben paylaşmayı seviyorum işte, suç bende.

Popüler, bir nevi sektör oluşturan ve iyiden iyiyie new age dini olmaya başlayan kişisel gelişimin amacı pozitif düşünme. Şimdi bu olaydan çok rantlar sağlandığı, kimilerine boş beleş para kazandırdığı için tamam şüpheyle bakılabilir, pekala! Ama tüm yaptığı 40 tllik 2 kitap alıp, “bugün her şey çok güzel olacak” hissini içinde yaşamaya çalışan bana neden bu eleştiriler geliyor bilmiyorum.

Mesela atıyorum kitaplarda böyle bir şey yoktu ama aynaya bakıp “kendimi güzel hissediyorum” de diyor diyelim, adam bununla dalga geçiyor. Ya ne var yahu, nedir yani? Aynaya bakıp kendini güzel hissetmek bu kadar mı kötü bir şey? Bu kime ne zarar sağlar, söylesene bana bir?

“Yok insanların başına neler geliyor, o kadar umut bağlıyorlar olmuyor, yani öyle olumlu düşünmeyle falan hayatının güzelleşmesi falan olacak iş değil” Yani? Yani ne olacak en fazla kendimi motive edip bir şeylerin olması için çaba harcayacağım. He olmazsa uğrayacağım hayal kırıklarından mı koruyorlar beni? Hiç sanmıyorum.

Ben de bıraktım olumlu düşünmeyi, eski pesimist halime geri döndüm hayatım bombok olacak, hep böyle mutsuz yaşayıp ölüp gideceğim. Ne hoş bir düşünce değil mi? Yeter ki siz memnun olun
Bundan sonra hayatımın mottosu “çölde su arasam ütü bulurum, voltranı oluştursak g.tü olurum"

Yani bırakıyorum bu işleri.

6.12.2012

Şokella Olmak

Bu aralar bloğuma ruhsal döngülerim, iç hesaplaşmalarım vs. ile ilgili gayet iç bayıcı bir yazı yazacaktım ki bir haber okudum tüm hayatım değişti!

Boş İşler Müdüresi arkadaşımın şokella köşesine gayet uyacak bir haber!

“Keşke tüm engelliler down sendromlu olsa”

Hayır, kişisel olarak siyasette ya da ünlü dünyasında çoğu şeyin çarpıtıldığını bildiğimizden açtım haberin içeriğini okudum, bir şer değişmiyor yani okumanıza gerek yok. Hatta şöyle devam ediyor konuşma : “Keşke bütün engelliler down sendromlu olsalar. Hiç kimseye zararları yok, faydadan başka.” Yani diğer bütün engelliler dünyaya zarar sanki. Mesela atıyorum, yolların kendilerine göre yapılmasını istiyorlar ya “üfff iş çıkardılar genee” oluyor demek ki. Yani bedensel engelli olacaklarına zihinsel engelli olsalar da hiç uğraşmak zorunda olmasak gibi… 

Elle tutulur hiçbir yanı olmayan, çok üzücü, çok düşüncesizce söylenmiş laflar. Çok, çok ayıp. Eğer ki bunu daha önceden talihsiz açıklamalarda bulunan boş biri söyleseydi gülüp geçerdik belki ama bir başbakan eşinin söylemesi hiç uygun mu? Böyle bir şeyin söylenmemesi, bir insan beyninin içinde düşünülmemesi, hadi düşündün diyelim uygun bulunmaması, sonra da dile getirilmemesi, dahi arkadaş sohbetinde bile olmaması gerek. Bir de sonunu da dine bağlayınca tam olmuş. Öyle ki artık bu lafın eleştirilmesi şimdi dini açıdan yanlış mı olur diye düşündürecek bir kesimi. 

İşte ben de tüm bu nedenlerden ötürü bir tepki olarak yazdım yazımı. Biraz duyarlılık, biraz anlayış için. İncelikler yüzünden kırılıp, üzülebiliriz ama halkın gözü üzerimizdeyse çok çok ince düşünüp, lafımızın nereye gideceğini kestirmemiz gerekiyor çünkü.

Keşke engellerden egnel beğenmek yerine, her engele rağmen güzelce yaşayabildiğimiz bir ülkemiz olsaydı.

5.12.2012

Ben Hiç Zarif Olamadım Onun Gibi

Zuhal Olcay hep ne kadar cool bir kadındı, hep ne kadar kırılgandı, hep zarifti. Hani bir yere girse kimse sanki onu azarlayamazdı, kötü bir söz söyleyemezdi, hani öylesine bir narinlik… “Yalnızlığım” gibi bir şarkı sadece ona yakışırdı sanki. Hiç sevemediğim Cezmi Ersöz’ün onunla ilgili bir yazısı vardı, nasıl güzeldi o yazı hakkını yememek lazım. Nasıl da anlatmıştı onu öyle; o kadar düzgün, o kadar doğru. Ben hep ona benzemek istemiştim bir yandan ama insanın içinde olmayınca olmuyor işte. Demiş ya Sezen Aksu “kendini seçemiyorsun” diye. 


Annemi hep ona benzetirlerdi, beni bir türlü benzetemediler. 



Her yerde bulunan diğer versiyonuna rağmen inatla İhanet albümündeki orijinal bu kaydını seviyorum ben. İlk göz ağrım...